26 Kasım 2013 Salı

O Son Hamburgeri Yemicektik!!

Amerika, yeme-içme konusunda da tam bir özgürlükler ülkesi :)
Avrupa seyahatlerimiz sırasında gördük ki,
yemek konusunda aynı kafaya sahip dostlarımız Merviş ve Volki yanımızda değilse,
ve bir yerlerden şans eseri aldığımız tüyolar da yoksa
sonu hayal kırıklığı olan yemek seçimleri kaçınılmaz..
Ama New York'ta bi sürü mekan ve lezzet denememize rağmen hiç pişman olmadık.
Mutlaka gidin denilen yerlerin yanı sıra
tesadüfen bulup ziyaret ettiğimiz restoranlar, cafeler de bizi ziyadesiyle mutlu etti :)
























22 Kasım 2013 Cuma

Hop Brooklyn!

New York gezisinin olmazsa olmazı, 
Manhattan'dan Brooklyn'e geçiş..
Yaklaşık 1800 metrelik Brooklyn Köprüsünden bisikletle geçmek çok popüler :)
Ama biz şehri doya doya seyredelim, bol bol fotoğraf çekelim diye yürümeyi tercih ettik..

Köprünün yapımına 1870 yılında başlanmış ve 13 yılda tamamlanmış
ama bu süreçte çalışanların başına gelmeyen kalmamış..
İlk tasarımcısı John A. Roebling, yer tespit çalışmaları sırasında geçirdiği bir kaza sonucu ayağından yaralanmış ve enfeksiyon kapıp bir süre sonra ölmüş.
Yerine oğlu Washington Roebling geçmiş, fakat çok geçmeden o da 
köprünün inşaatı ile ilgili çalışmalar sırasında vurgun yiyip yatalak olmuş..
Her şeye rağmen, evindeki yatağından eşinin yardımıyla inşaatı adım adım takip ederek
köprüyü tamamlamayı başarmış..
Köprü tamamlanmış tamamlanmasına ama kötü kader peşini bırakmamış bi türlü..
Bu kez de köprünün sağlam olmadığına dair dedikodular almış yürümüş..
Tam da bu sırada dönemin ünlü sirk sahibi P.T.Barnum, 
zekice bi plan yapıp ünlü fil Jumbo'nun da aralarında olduğu 21 fili köprüden geçirerek, 
hem köprüyle ilgili dedikodulara son vermiş, hem de sirki için unutulması imkansız bir gösteri yapmış :)


















11 Kasım 2013 Pazartesi

New York Sokakları ve "New Yorker"lar :)


Dünyanın dört bir yanından, her ülkeden, her renkten, her kültürden 
binlerce turist New York'u ele geçirmiş sanki!
Sokaklarda dolaşırken gördüğümüz bütün insanlar da bizim gibi çok uzaklardan
bu şehri gezmeye görmeye gelmiş diye düşünüyor insan..
Gel gör ki, elinde fotoğraf makinesi,
gökdelenlere bakmaktan boynu ağrıyan, az zamanda en fazla yer görmeye çalışan,
ünlü restoranların kapısında uzun kuyruklar oluşturan ve her daim oradan oraya koşturup duran turistleri,
topuklu ayakkabısıyla tek eli havada taksi çağıran cool New York sakinlerinden ayırt etmek
hiç de zor değil :)

Nedir bu turizm çılgınlığı diye merak edenlere bir kaç istatistik geliyor o zaman:
New York'a 2012 yılında gelen toplam turist sayısı 52 milyon imiş!
Bu size pek bir şey ifade etmediyse şöyle bir karşılaştırma yapabiliriz;
dünyanın en turistik şehirlerinden biri olan Paris'in yıllık turist sayısı 27 milyon iken, 
yine gözde Avrupa şehirlerinden Roma'nın 12 milyon imiş.
Peki biz? :) İstanbul'un 2012'deki turist sayısı 9 milyon, 
o da neredeyse Türkiye'ye gelen yabancı ziyaretçilerin dörtte biri demek..